Küçüklüğümüzden bu yana hep duyduğumuz çok da aşina olduğumuz bir tabirdir ‘enflasyon’ kelimesi. Öyleki üniversite eğitimimde makro iktisat dersi alana kadar etrafımda kahvehanelerde, otobüs duraklarında, kasap dükkanlarında her yerde duyardım enflasyonu. Hep de merak ederdim nedir bu enflasyon diye.

Enflasyon benim için ekonomiden hiçbir dönem memnun olmayan babamın ‘Paranın hiç değeri kalmadı.’ sözüyle ilintiliydi. Nitekim ‘paranın değeri’ konusu sonrasında muhakkak enflasyona bağlanıyordu.

Aslında iktisat temellerimi bir anlamda doğru attığımı fark ediyorum. Nitekim yıllar sonra tüfeler, üfeler, çekirdek enflasyonlar, paasche endeksleri, las payres endeksleri falan filan derken bütün teknik terimlerin aynı noktaya çıktığını gördüm. Aslında enflasyon demek en temel anlamıyla küçükken öğrendiğim ve başta babamın, kasapların, kahvehanelerdeki amcaların dilinden düşürmediği paranın değerinin azaması demekti.

Peki bu kadar basit mi? Elbette hayır. Bir iktisat terminolojisi olarak enflasyon fiyatların ‘sürekli’ olarak yükselmesi anlamına gelir. Sürekli kelimesini tırnak içine aldım nitekim kitaplarda yine en çok altı çizilen unsur bir ekonomide enflasyonun oluşabilmesi için fiyatların yükselmesi yetmez fiyatların ‘sürekli’ olarak yükselmesi gerekir.

Bu sürekli artışı örneklendirmemiz gerekirse cebimizde 100 lira paramız var, elmanın kilo fiyatı ise 2 lira. Bu durumda biz cebimizdeki para ile 50 kilogram elma alabiliyoruz ki sonraki yazılarda da değinileceği üzere ekonomide buna ‘reel ücret’ denir. Diyelim ki 6 ay geçti ve elmanın fiyatı 2,5 lira oldu. Bu durumda cebimizdeki 100 lira ile 6 ay sonra 50 değil 40 kilogram elma alabileceğimiz gerçeği ortaya çıkacak ve yukarıda bakkal amcaların, kahvehanelerdeki amcaların dediği gerçek ortaya çıkacak: paramız değer kaybedecek ve enflasyon ortaya çıkmış olacak.

Peki burada ‘fiyatlar genel seviyesinin’ sürekli olarak yükselmesi ne demektir? Daha sonraki yazılarımızda değinileceği üzere enflasyon, fiyatlar belirli bir yıl baz alınmak suretiyle hesaplanır. Diyelim ki biz 1 ay önceki elma fiyatımızı 2 lira olarak baz aldık ve 1 ay sonra enflasyonumuzu tekrar hesaplayacağız işte bu 1 aylık sürede elmanın bazı marketlerde 3 lira olması ya da dalgalanarak 5 lira olması sonra tekrar 3 lira olması gibi süreçler bizi ilgilendirmiyor. Biz ilk baz sepetimizde 2 lira aldığımız elma fiyatını 1 ay sonra aynı markette ve aynı koşullarda ne kadar olduğuna bakıyoruz. 1 ay sonra baktık ki fiyatımız 2,5 lira olmuş işte bu durumda ‘süreklilik’ koşulu gerçekleşmiş ve enflasyon ortaya çıkmış oluyor. Tabi bu yalnızca elma için verdiğimiz mikro bazlı bir örnek, yine yukarıda tırnak içine aldığımız ‘fiyatlar genel seviyesi’ ibaresi ise enflasyonun hesaplanırken farklı ürünlerin bir sepette yer almasını ve tek tek ürünlerin fiyatlarının yükselmesi değil ‘genel seviyenin’ yükselmesi ile oluşacağı anlamına geliyor. Burada aklımızda kalması amacıyla ekonomi terminolojisinden çıkılarak basite indirgenip örnek verilmiştir.

Bu yazıda enflasyonu en temel anlamıyla anlatmak amaçlı olabildiğince iktisat terminolojisinden uzak kalarak tanımlamaya çalıştık. Bir sonraki yazıda ise daha teknik olarak enflasyon çeşitleri, enflasyon hesaplama yöntemleri gibi detaylara değineceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hatice 2019-08-20 10:03:58

anladık enflasyonu tamam, peki hakikaten açıklanan veriler gerçek enflasyon rakamları mıdır? çünkü ben evimde, cebimde açıklanandan daha farklı hissediyorum. inşAllah en kısa zamanda düzelir halimiz.